Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sıradan bir yaşam'ın rpg'si

Çok da sıradan değil aslında, bar döğüşü kralı yahut ceo olmak. tu bi or nat.


Play StickRPG Complete

Araf'tan Üçüncü Mektup

O gün içimde bir sıkıntı vardı. Ya da o günlerde olan sıkıntının devamıydı. Biliyorduk, bir grup terörist eylem hazırlığındadıydı bizim oralarda. Her gün haber bekliyorduk, bir yerde birşeyler olacaktı.  
O gün çarşı günü olmasına rağmen, sıkıntılı bir haldeydim onun için. Bir minibüsle kışladan şehre geçecektik. Geçemedik. Minibüse pusu kuran teroristler hepimizi taradılar. Beş arkadaşım şehit oldular, ben ve altı arkadaşım ise yaralandık. Beş arkadaşımız öldükleri için manşet oldular, ben o günkü gazetelerde adı bile yazmayan bir yaralı olarak kaldım.  
Bir gözümü kaybettim ve omuriliğime isabet eden kurşunla felç kaldım. Ayrıca iki kurşun daha çıkardılar vücudumdan. Rehabilitasyon merkezlerinde yıllarca tedavi gördüm. Bayramdan bayrama geliyordu komutanlar ziyarete, belki haberler'de görmüşsünüzdür beni, ben görmedim çok derin depresyon geçiriyordum, haberleri pusudan sonra hiç izlemedim, gazete okumadım. Gerekmedikçe konuşmadım. Askerden sağlam dönsem evleneceğim yarim vardı ben…

Kral çıplak, diyebilmenin gerekliliği ve Taraf gazetesi

Taraf gazetesi'nin motto'sundan yola çıkarak "düşünmek" üzerine yazmıştım. Sıra Taraf hakkında kelam eylemeye geldi.

Taraf gazetesi, kim için, ne için, hangi kaynaktan beslenerek, hangi amaçla yayın yapıyor olursa olsun; Türkiye için bir gerekliliktir! Ama, belirtmek isterim, bu gereklilik onların varolma amacından bağımsız, ülkenin koşullarının getirdiği bir gereksinimdir.

Çünkü, halk kitlelerine bu kadar yakın ve Taraf'ın yaptığını yapan bir gazete yoktur.

Görevi ise, biraz tuhaf olsa da, TSK'ya karşı olmak, onun hatalarını bulup çıkarmaya çalışmak! Çünkü, bu sayede, ordu "eğitim zaiyatlarını" (!) azaltacak, o'na inanan halkın o'na çocuklarını sunarak verdiği inancı, kara lekeli işlerde kolayca kullanamayacaktır. Doğu'da "talihsiz" bazı olaylar olmadan önce iki defa düşünecektir.

Havan toplarını kolayca ateşlemeden Ceylan'ı düşünecek, bir hasta komutan el bombasıyla ceza verip dört genci katletmesin diye daha dikkatli dav…

El ile yazmak

"Daktilo etmek" deyimini severim, daktilo kullanmışlığım yoktur. "Bilgisayara geçirmek" veya "bilgisayara yazmak" bir tını taşımıyor, ben de yazılarımı "daktilo ediyorum"..

 Şimdi notları telefona yazıyorum, öykü de yazdığım söylenemez uzundur, ama eskiden ne düşse aklıma kağıda dökerdim.

Bilgisayara yazmak gerekiyor sonra, üşeniyorum, kenarda bir sürü yazı ve öykü hâlâ bekliyor, ben de bekliyorum.

Yazmak güzeldir; kıssadan hisse.


Gözüm Gözel Görmeye Görsün

Benim huyumdur, huysuz olmaktan yeğdir, ne zaman gözüm gözel görse, göynüm güzele çalar. Bakışım güzel olur dünyaya, herzaman yaptığım şey daha bir güzel olur gözümde. Ne zaman bir gönlü güzele rastlasa gözüm, huyu kurumasın, bin yeşersin üstelik, gönlüm açılır, gözüm yeşerir. Dudaklarımda hemen türkü tomurcuklanır, En puslu binada, kaldırım çiçeği umudu, alelade bir gülümseme. Mor bir çiçek umudu hem de, belki de pespembe. Benim olmasa da bir çift güzel göz, bana değince, kelimeler kovalarım canımı unutup. Öylece yaşarım ben, kimseye zararı yok, kedi gibi seyrederim. Hem, uzanamadığım'a mundar demem, olsa olsa boyum kısa derim, kendimi avuturum.


Hem ben onlara ne ciğer derim, ne de et... "Kelime" derim güzele, güzel derim benim olmasa da.


..


Her Allahın günü gördüğüm o adamı sevmezsem ilk önce, nasıl sevebilirim diğer herşeyi? Ben aynaya bakınca, altı yaşında görürüm beni, hınzır bir tebessümle. Göründüğüm gibi olmak ve olduğum gibi görünmek için. Görebilmek için. Ke…

Namuslu Olmak

2010'un ilk yazısı; Vira Bismillah!
Milliyetçi dostları kızdırmaya devam edeceğiz, körkızıllara da çakmadan edemeyeceğiz. Adam olmazca, yani tam "bence" yazacağım, kalemle saldırmak değil, kaleme sarılmak.  
70'lerde namuslu olmak, solcu olmaktır, onurluca, herkes için güzel yarın için, o güzel yarın'a ulaşamadan öleceğinin yahut öldürülüceğinin ayırdında. İdam sehpasına inat, "katil abd defol" dediğinden sana Allah'ın adını kirletip, Allah'ın adıyla seni öldürmeye gelenlere inat!  
50'lerde namuslu olmak, Nazım olmaktır, Kore'de ne halt yemeye öldürüp, öldüğümüzü sormaktır. Büyük puntolarla manşette vatan haini olabilmektir. Simavi'lerin Hürriyet'i dedi diye Rum kardeşlerimizi öldürmek değil. O provokasyona yetecek kelime yok!  
Namuslu olmak, Sovyetlerde Kızılordu katliamlarına karşı olmaktı zamanında, kim öldürürse öldürsün ölenlerin kanının aynı renkte aktığını hatırlamaktı. Katil'in, katil'den başka birşey olamayacağını…