Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"Hiçbirşey'mişcesine"

Nisan biiti sayılır, yılın üçte biri demektir. Geçmiş nisanla bu nisan arasında, insanlar ortasında,  akşamüstü havasında yazıyorum.

Bu nisan pek keyfim yoktu, sürekli bir halsizlik ve sonsuz bir yorgunlukla, pek birşey yapmadan ve yazmadan, öylesine, geldim ve gittim. Kafam dolu, sözüm boş, elim kalemden uzak, insanların arasından geçtim. Gördüm, görmemem gerekeni görmedim, yeni şarkılar dinledim, aşık olmak istedim.

Pek birşey yapmadım, yeni birşey olmadım. Hiçbirşey'mişcesine, boşlukta asılı kalan bi sokak lambası ışığı kadar amaçsız, anlamsız bir kelimekırığı, alelâde bir imge gibi. Gülmek ile gülmemek arasında kalmış, kırık bir dudak.

Yanıma kalem almadan dolaştım, yalnız, neredeyse sokaksız dolaştım.

Oysa, nisanlar böyle aylar değildir. Baharın ortasıdır, imge'nin kendisi ve nedenidir. Bir gazoz aromasıdır, nedensiz bir tınıdır.

Bahar havasında, şiir'e dair, şiir'den dolayı

Orhan Veli öyle demiş ki, öylesine güzel, kim "güzel havalar"dan bahsetse, şairin mısralarıyla söylüyor.

Bir şair'in huzuru bu olsa gerek ve bir şair huzursuz olsa gerekir, say ki, şeytan azapta gerek. Şair'e gece gerek sanırım, iflah olmaz bir umut, tatlı bir hüzün, birşeyler gerek. Yunus'a "Sen'i" gerek, misal, ve Orhan Veli'ye bir "dalgacı"lık, Neyzen Tevfik'e mey gerek.

Şair'e şey gerek, hep birşey, adı olsun olmasın bir şey...

Şiire şair gerek, aşık ile maşuk, ve biz okura da şiir gerek bu "güzel havalar"da.


Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.