Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Başlıksız Günceye Arasöz

Başı ve sonu olmayan bir hikâye bu. Yahut sonunu bilmediğimden, başından emin olamadığım. Zamansız bir güz yahut alışılamaz iklim, korkunç bir mevsim, her neyse adı, adını verdiğim bir kadını yitirmenin güncesini tutuyorum. Kısa kısa. Daha az bulanık. Biraz daha gri.

Bir zamanlar bir terzi vardı, onun da ülkesi vardı: Roma. Terzinin Roması. Yerine ne konulacak, ne yapılacak bilmiyorum, ama yıkılıyor o şehir. Sonunda, sonu belli olduğunda, masala da bir son yazacağım.

Daha okunası şeyler yazmak isterdim ama, gidiyorsa hızır elimde kalan budur.
Danstmeyi bilmiyorum, ama veda etmeyi çok iyi biliyorum daima. Dasvidanya, bile diyebiliyorum gerekirse, böylece öğrettiler bana veda etmeyi. Dansetmeyi bilmiyorum, her dilde bilmiyorum dansetmeyi, korkuyorum da. Bir kitap tutuyorum, bir kitap vereceğim ona, bir hatıra. Demode bir hatıra. Zamanüstü bir kadına.
Kedilerden korkuyorsun, oysa çocuklar, deliler ve kediler Allaha ne yakın. Korkuyorsun kedilerden ve kıyamıyorsun bana söz gelimi. Ne yakışıyor senin sesine, inanıyorum sen söyleyince, sen ne söylersen inanıyorum. Kedilerden korkuyorsun, ben hem kedi, hem de kör olacağım sonra, âli cengizin son oyununda, kelimelerden uzakta.
Ürkerek bakıyorum kitaba, eskiden okumuştum oysa, şimdi ise bir son hakkında. Bir kitap ki, bizi anlatmıyor, neredeyse. Neredeyse yine akşam oluyor, körlüğün içimi söktüğü bir akşam daha. Akşamları saymaya başlayacağım yarın. Sonrasız akşamları. Herşeyden korkuyorum, körüm ben, gözlerime bakın.
Kitapların kaderleri kendince, hep buraya dönüyor ateş tuğlası, ellerimi yakmaktan yorulmuyor, ellerim siyah. Burası neresi, ağustosun neresi, yeni yazıyla yazılmış eskice bir dua, ansızın kızıla çalıyor. Akşamlar yaklaşıyor, ben kimim?
bulutlar eskimesin gökyüzünde, korkarım ki kör bir yaz kapıda. parçalanıyor usum, kopuyor kandan akşamlar, büyük eski yalandan uykular, çirkin kalan yüzümde boynumu sıkan bir gülümseme, korkarım bulutlar gidiyor görüyorum. kör olsun çiçekler, kediler kalsın geriye.
bir nokta koydum bir kağıda bölündüm. terzi değilim artık kalamam bölündüm.
-bir çiçek bölüyor zamanı ikiye yine de. yine de bir nota kopuyor usumdan çığlıkla-
ben kimim? kimim ben? kör oldum.

kalabalık okunaksız günce

kadınlar kalabalığı çoğalttılar yer dar sıcak çok eski biçimleriyle bilindik neredeyse çıplak hem değil

kalabalık biraz büyük bir unutulmuş kelimenin arkası
kargacık bir gölge üzerinde kadınlar bin gündür değişmeden
kuytu masada bir ben gayya kuyusunun gölgesinin altında
kedi bölüyor kırık çiçeklerin grisini kadınların resmini korkularıyla
kırık bir çiçek bölüyor zamanı ikiye çıldırasıya istiyor bir kadını adam
körlüğü bölen kadınlar ne güzel korkunç güzel


korkunç yeni
karagöz mü yoksa nedir hacıvat bu gölge karagöz yoksa kadınlar dul şairler eksik karagöz bu sessizlik nedir gri mi hem kim var hacıvatın arkasında



aklıma geleni geldiği gibi yani seni aklıma geldiğin gibi aklım kaçıyor aklımdan çıkmıyorsun. güzelsin ne güzelsin çok güzelsin beni güzelleştiriyor seni düşünmek bile beni bile. özledim seni yanında durmayı senin susmayı seninle bakmaya sana seviyorum seni. hergün hızır iniyor görünce seni cennete yükseliyorum gökten üç damla kelime düşüyor aklıma.

Ben kimim senin gözünde?