Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ağustos boşluğunda bir akşam.

Akşam yaklaşıyor. İnsan bir başınayken ne kadar yakışıyor akşama. Günlerim akşamı beklemekle geliyor, ben bu yalnızlıktan çok şey öğrendim. Burada, çocukluğumu yitirip geldiğim bu şehirde, eski bir başkentte -eski başkentleri seviyorum, şehirsizim çünkü, iki eski başkent arasında bunun için dolaştım, yitirilmiş başkentlerde kendimi aradım- ağustosu yaşıyorum.
Ağustos ne kadar arafta bir ay, ağustos boşlukta sallanan bir ses. "Sen neden hiç konuşmuyorsun?" dediğinde ekimdi, gizlice titriyordum. Aklımda kalan tüm kelimeleri boşluğa söylüyorum şimdi. "O konuşmayı pek sevmiyor" diyor bir kimse, titrediğimi biliyor. Böylece doğru bir yalan daha olamaz. Yazmaya alıştım ben, konuşmayı sevmiyor değilsem de, beceremiyorum yazmak kadar. Sesim, yazım kadar güzel değil, yine de şiir okuduğum da oldu. "Yanlış anlamıyorsun değil mi?" dedim, böylece güzel bir yalan söyledim. O zamanlar ben çocuktum, güzeldim. Güzel olanın yanında ben de güzeldim. Güzelin gölgesinde serin…

karanlıkta.

bir boşlukta bir sene öncesinin sokaklarını yürüyorum, görmüyorlar. herşeyi bölüyorum. buradayım, burası bir sürgün şehri. şehrimi yitirince kendimi buraya sürdüm, sanki yüzü gözümün önünden gider sandım. ne oldu, bir başıma onun hayaletiyle kaldım. ölmeyen insanların hayaletleri, çıkmıyor gözlerden izleri.

herşeyi bölüyorum. her ikiyi bir ediyorum. bir başımayım, bir boşluktayım, gece olunca karanlıktayım, geçmiş sokakları yürüyorum, görmüyorlar.

bir daha göremeyeceğim onu, gözlerine bakamayacağım. hep bir mucize olacak sandım, gerçeği bir masal olarak okudum, yanıldım. yanılgımı gözümün iziyle ikiye bölüyorum, yalın gerçeği görüyorum. gecenin karanlığında yalnız başıma gerçekle beraber oturuyorum.

ellerimde reddedilmiş bir yangının izleri, ellerimde söylenmemiş bir davetin izleri, ellerimde verilmemiş bir mektubun izleri, ellerime gözlerimin izlerini indiriyorum, ağustosun yağmursuzluğunu bölüyorum.

bir karanlık boşluğa düştüm, bir ateşe düştüm, bir başıma, bilincimi bölüyorum.