Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

zaman yok diyen adam

eski bir peygamberin adını unuttum
peygamberçiçeğinin akşamüstüsünü beklerken
zaman yok diyen bir adam kimdi / var mıydı
yunan alfabesinde gözlerini gören gözlerimin eskisi
öncesiz sonrasız bir yılan nereden girdi gündüze

suyu verilmemiş kaderin
herşeyin ortasına hançer rengiyle
kan akarsa korkmayan çocuğun hırçınlığı
bir virgül için döğüşen adamın çocuksuluğuyla
gözlerinde yunan alfabesini gören gözlerimin
rengi verilmemiş suyunda bir peygamberin adını unuttum

kırmızıyı bölen Musa'yı biliyorum
öncesiz sonrasız bir yılandır âsâsı düşünce
yaprağı yeniler kendi ölüsünden İsa
peygamberliğine titrer Muhammed yatağında
ama eski bir peygamberin adını unuttum
bir bıçakla iki defa vurulunca

zaman yok diyorum gözlerime bak gözlerini gören

bilmemkaç

altıdan sonra bir evren kadar kendine kinlenen kibir/ kendi kuyruğuna koşan kedi- saat yirmidört böyle olması gerektiği için
rüyaların kurduğu evrenin çatısı yerinde durmaz bir vakit- sonra kendi yenilgisini başka ülkeye bağlayan tarihin ağlattığı çocuk
sen kendiden kork kediden korkma- sen siyah yahut simsiyah- ağzı arzudan kesilmiş kadeh gözleri çocuk


benim ağzım ellerimdir benim gözlerim kan akınca yarım kalan günün gecesi

6

bu denklem kendini bilmez her durağa uğrar
akşamları yatar cevapsız yatağına
hâddini bilmez hesaptan anlamaz
dolanır durur irlanda sularında
İklimya / sana birşey diyemez
denklemin ortasında adın yazılı
her harfiyle kendini düşünür denklem
kendini bilmez sokağa uğrar birden
lambalarda kazılı sarıyı izler
yüzü gülene dek seni bekler aymaz
düşerse yüzü kendini bulmaz
yasaklı harfleriyle çiçekler bakar
bu denklem kendini bilmez her durağa uğrar
bildiği herşey bir ağacın gölgesi
buna da bilmek denilemez
ama öyle bulutsuz seviyor seni
kendimi bir denklem biliyorum

13-5-14 karanlık geceden önce

5

Her cinayetin kâtili Kâbil/ buna mukâbil ben de kelimelerden başlıyorum öldürmeye- gözlerinde bir yeni iklim yarınsız ve öncesiz/ zamansız bir mayıs ateşüzerinde yeniden- gözlerinden başıyorum okumaya ellerin saçlarını yakarken- yılanın ağzında sesin eleğimsağma mavisi içiyorum nedensiz- karanlık mağara ağzına adını kazıyorum/ kendimi yitirdim seni bileyim- kendini kesen kılıç benim ellerim

yazdırma beni
rum devrinden kalma cümle mermer
senin yanında şekilsiz yığın
sonralar öncesiz sana bakınca
eskiyunan feylezofları kırgın

Belki dudağının kıvrımı şu mevsimler!*



* zamanında bir Eloğlu, "Belki gözlerinin kıymığı şu denizler!" yazmıştır.

4

kelime kelimeyi çağırıyor beş köşeli yalnızlıkta
bir kılıcın ucunda adını okuyorum
eski bir âhite kılıcın ucuyla
bir kadehte gördüğüm adını yazıyorum

Her cinaytetin maktulü Hâbil / ben ölmeyi bilmem
ellerimden bir dere akar sonsuza
aklımı yitirene dek bakarken sana
gidiyorum ateş üzerine adını yazmaya

kelimeyi çağırıyor kırmızı ne varsa
karanlığında saklı kavisi okumaya
çağırıyor beni kırmızı karanlıkta
birin içine üç defa adını yazmaya