Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yenilginin yedi günü ve akşamları.

Mim: Beni yeniden yazmaya çağıran M'ye.
yazgıya iman üzerine bir yazı- ve yahut kahvenin faydaları ve zararları üzerine de okunabileceğini sandığım, ama okunacağını sanmadığım bir yazı- (düzyazı şiir- düşyazı- şiiryazı)
sekizinci gününde demin bir fotoğrafına baktım yüzüne- yüzün ne güzel- şimdi bir demli kahve içiyorum- yalnızım, yazılarını sahibine devretmiş bir yazar yalnızlığı- reddedilmiş bir yazar- yazıyorum
üçüncü gündü- işte karşımda yüzüme bakıyor beş yıl önce yazdığım ve yarım saat sonra otobüste ayakta yazacağım- dudakları saçları- orada- türk kahvesi içiyoruz- gözlerini içiyorum haberi yok ama olacak
birinci gündü- allahın her günü birbirine benzer biz ayırmadıkça- bir kahvecide otururken yıllarca sonra bir kadına ses ediyorum- yazgımdan yazacağımdan ve yenileceğimden habersizim
dördüncü gündü- dün gece gazeteler otuz puntoya klişe hazırladılar siz okumadınız ben görüyorum- YAZAR YENİLDİ -yıldırım baskı yapmamışlardı yalnız haber şöyleydi- aniden kadının karşısına çıka…

Şiirin neden öldüğüne dair bir koşuşturma.

Beni yeniden yazmaya çağıran M'ye.
elim değince dilim şiirleniyor- ama şiir öldü. elim değince şiire yahut gözüm değince maktuba -ve şiir öldü. öldürüldü- hakikat. şiir kendisiyle ölmezdi, kendisini öldürmezdi. oysa beni şair kılacaklardı reddedişleriyle. keşke ölmeden doğabilseydim- ölümsüz kalsaydım. ölümsüz kılsaydım

reddedilmenin hemen her türlüsünü bilirim- sandıkça yanılıyorum ve yenilerini öğreniyorum- kalbinin üzerine basılıp ezilmiş hissiyle uyanmanın acısını.

beni şair kılacaklar ve şiir karşısında kalemim kıldan ince- lâkin
evet evet şiir öldü. öldürüldü- sanırım şiir okumayan kadınlar yüzünden. ama, yüzleri ne güzel- öldüğü yerden doğurtur şiiri yeniden- baharın içinde bir güz doğururlar- ince bir kalp ağrısı nakkaş inceliğinde.

*

elim değince rüzgâra gözüm şiirlendi -ve lâkin umut öldü. kaçıncı cinayet bu- üzerine basıldıkça baş kaldıran bir naif umudun üzerine bütün güçleriyle basıyorlar -şiir nasıl ölmesin?


taş olsa çatlar sizin yüzünüzden- yüzün ne güzel.







Açık uçlu hikâye.

Evvela ithaf.
-beni yeniden yazmaya çağıran M'ye hikâyeden önceki yazımdır.
Ve yazgısını kendi çağıran yazıya giriş.
Yazmayı unuttuğum bir hikâyeyi okudum bugün, neden ve nasıl bilmiyorum, çünkü yazmayı da unutmuştum. Ellerim olduğunu dahi unutmuştum.
Ellerim olmadan kördüm ben. Kararsız kararlığa körlemesine girdim, kararsızdı muhakkak, çünkü yazılmamış bir hikâye yazılmayı beklemez. 
Kahvenin karanlığını akla çağıran gelişme.
Hayat bu yüzden tuhaf, beklenmeyen yerde başlarız yazmaya, bir daha yazmayacağına dair bir yanılgı içine hâkim olduğunda. Hikâye gözlerine bakar ve yaz beni der, yazar iradesizdir, irade sahibi olan öyküdür okuyan bilmez. Hikâye yazdırır kendini. İlham dersin yahut rüzgâr, kendine çağırır hikâye. Alelacele gidersin, hayat bu yüzden tuhaf. Yazamayacağın sanrısını ve onca işi bırakır, hikâyenin gözlerinde bir kelimede bin kelime çağırır aklın. 
Yazar çaresizdir, hikâyenin esiridir. Geç kaldığını düşünse de, başlar yazmaya. Sonunu bilmeden yazadurur. Yazarken düş…