Ana içeriğe atla

Kayıtlar

aziz nesin etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şiir üzerine bir alıntı.

Uzunca sayılır bir ara. Öncesinde bir yılı bir şiirle bitirmişim, ne de güzel yapmışım. Çünkü şiir güzeldir. Şiirden yazarken, Aziz Nesin'den bir alıntı yapacağım, onun "Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim" kitabından. Bu kitabında, adı üstünde, çağdaşı olduğu yazarlar, sanatçılar, aydınlar hakkında anılarını yazıyor, ama kitabı kendi tamamlayamadı. Ölümünün ardından, bazı ham notlar da aynı kalacak şekillde basıldı. Benim alımtım, Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya ayrılan bölümden, şiir ve Türkiye hakkında: "(...)  Herhangi bir ülkede Yunus gibi, Nâzım gibi, Dağlarca gibi, daha daha bizden olan, bizim olan niceleri gibi, ulu şairler görülürse, bu o ülkeye Samanyolu'ndan düşmüş göktaşları olamayacağına göre, o ülkede şiirin madeni var demektir. Bu ulu şairler, derindeki yani halktaki şiir maden cevherinin yüze çıkmış, pırıltılarıdır. Bizim zengin şiir madenimizin cevheri, Türk halkının özüdür, tarihin bu en çileli insanlarının yanan yüreğidir. Elbet şiire düş...

Yandığım kelimeler tütünü

"... Benim için, dünyanın en güzel şiiri matematik belitler, geometri davaları (biz dava derdik şimdi teorem mi deniyor)dır ve aşılmaz iki şiir şudur: "İki kere iki dört eder". Ve "Seni seviyorum." Bu iki dizeden güzel şiir olamaz bence. Yüzlerce yıldanberi söylenir, binlerce yüzyıllar boyu söylenecek, ama yine de eskimeyecek..." (Aziz Nesin, 1 ağustos 1984'te oğlu Ali'ye yazdığı bir mektuptan) Bir Kötü şairler iyidir. Bir kötülüklerini görmüş değilim. Sadece sevdiklerinde, yahut kaybettiklerinde yazarlar. Kötü şairler çok severler, kötü şairler kaybetmeyi çok severler, kötü şairler kendilerini kaybetmeyi çok severler. Bana bir zararları olmamıştır. Kimseye olacağını da sanmam, olan onlara olur. İki Yaşasın olmamış şiirler. Birşey olunca yazılıp, ara sıra yazan tarafından okunurlar. Olmamış şiirler dergilere çıkmazlar, hem satılık değillerdir, hem okunur değillerdir, kargacık burgacık bir keşmekeşin eserleridir. Yaşasın olmamış şiirler, işi...

"Okuryazar"

Okuruz: gazeteyi tersten başlayarak. Yazarız: dilekçe yazamasak da hepimiz şiir yazarız. Aziz Nesin'in dediği üzere: "Türkiye'de üç kişiden beşi şairdir." Ama gel gör ki, çoğumuz Aziz Nesin'i okumayız. Okumayız ve okutmayız, okuyanı döveriz (ve şiir yazarız).. Üstad, bizden farklıdır ve maazallah okuduğumuz kağıttan tehlikeli düşünceleri bize de bulaşabilir (herhalde).. Açıkçası, nedenini de bilmezler, nedensiz bir budalalıktır. Bu alıklık, sözde aydınımızda da mevcuttur,  monsieur fransızca eserleri asıllarından okur, ama Mehmed Akif'i okumamıştır, çünkü o "farklı"dır.. O da okutmaz, yumruk atmasa da, küçümseyici kelimelerle okutmaz. Yahut zamanında bir lise edebiyat öğretmenimin, başka bir yazar için dediği gibi: "O İslamcıyı dersimde okutmam ben!" Bilmeyiz: okumakla bekaret bozulmaz. Bilmeliyiz: okumadığımız, bilmediğimiz "şey"i eleştiremeyiz. Solcu, sağcı, İslamcı, ulusalcı, biz bize benzeriz. Kum havuzunda debelen...