Ana içeriğe atla

Kayıtlar

büyümek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Gelişme Yazısı

Yeni bir ay geliyor, bir ay bitiyor. Gökyüzü ne zamandan sonra bulutlu. Yağıyor. Benim usumda adını bilmediğim (bilmezden geldiğim) bir duygu var, yağmurun getirdiği bir hüzün belki de. Kendimi tanıyorum bu ara en çok, insanlar hakkında peşin (yanlış) hükümler vermek yerine, kendimi sorguluyorum, soruyorum kendime. Kendime gücendiğim oluyor, kendime kızdığım oluyor, kendime acıdığım oluyor, şeytan olup kendimi nefs aynasında gördüğümden kendimi tavuskuşu sandığım oluyor. Çünkü çok çelişik bir adam, karışık bir adam, herkes kadar. Senin kadar bir insan ve senin kadar basit, sıradan. Hikâyesi kendine tuhaf, yazdıkları kendince güzel. Kendimi tanıdıkça, Re'yi tanıyorum. Re'nin hakikat'ını aradığım bir suret olduğunu biliyorum. Raif efendi'nin baktığı, günlerce baktığı "Kürk Mantolu Madonna" tablosu gibi, hayranca bakıyorum ona. Ama Raif efendi olamayıp, içinde Maria Puder'i arayamıyorum. Çünkü benim seyrettiğim tablo canlı ve yanında bir adam var.Ayrıca, ...

Yeni yaşıma güzelleme

Ağıt yakmaya, ölen çocukluğa. Ama, bir adam var, umutları ölüyor sürekli, ona da. Gelene de, gidene de. Hepsine gözyaşları, amenna. Kemikler ağrımıyor artık büyürken, yine de kemikler birbirine geçiyormuş gibi acıyor can bazen. Sesten de, sessizliktinden de, bir kelimeden de, kelimeler bütününden de. Susmaya da, susana da. Hepsine gözyaşları, amenna. Düş kırılıyor yeri gelince, orta yerinden. Hayatın, yaşamanın, insanların ortasındayken, sıratta yahut arafta gibi kalakalıyorsun. İnsanlar yüzüne bakarken, kırılıyor yüzün. Ama bir durum var, susuz kalmıştan beter yakıyor sürekli, ona da. Ona da, buna da. Hepsine. Yine de yaşamak devam ediyor. Yine de umutlar olacak. Yaşanacak! Sebebler olacak, borçlar olacak, düğünler olacak, daha ne ağıtlar da olacak, onun için yaşanacak. Yeni yaşım, hoşgeldin, başımla beraber, düşümle beraber, bazı zaman düşkırığımla beraber. Dostlarla beraber, hep beraber, herşeye.

Büyümek ağrısı

Saykodelik birşeyler çalıyor kulağıma, otobüs kalabalık tıkabasa. Yedibuçuk dersine gidiyorum. Kafam dolu. Küçük şeylerle uğraşırken, birşey oluyor, kalakalıyorsun öylece. Oysa zaferler kazanmıştım budalaca. Küçük bir çocuk, yorgun bakıyor, direğe tutunmuş bir eli annesinde, gözüm kayıyor, canım hiç çekmiyor büyümek, bıyıklarım ve sakallarımı sevesim gelmiyor. Ne acayip, ne üzüntüler, ne sevinçler yaşayacağız daha. Sakallarımı kesesim geliyor, sakallarım olmayınca eskiler geri gelsin istiyorum. Ama sulukola içemem artık ve benden dokuz yaş küçük kardeşim boyumu geçti. Büyüdüm ve kemiklerim ağrımıyor artık, uzamayacağım daha. İliklerime kadar ağrıyorum ama şimdi, düşlerim kesiliyor, uykularım uyumamaktan beter. Ata biniyordum sonra altı yaşımda rüya görürken, tatlı kaşığıyla çorba içerdim, doksan santimdim. Şimdi değilim... İnsanların beline gelirdim, herşey büyüktü. Şimdi herşey büyüyor yorgun gözümde. Bildiğim ilk an'ı hatırlıyorum, soruyorum kendikendime şaşkı...