"Biii, bilin, bilinçaalt, bilinçaltı." diye diye, kağıda ömrümde kaçıncı defa bilinçaltı kelimesini yazdım. Hayatımın son üç yılında (ki bu blogu tuttuğum zamana denk) adım soyadımdan başka en çok "bilinçaltı" kelimesini yazmışımdır. Ondan sonra herhalde, "Re", "aşk", "güz", "bahar" ve "kırılgan" kelimeleri gelmektedir. Eğer bu sıralamanın üst sıralarında, "varyans analiz tablosu", ondan başka, "ekonometri", sonracığıma "modelin yorumlanması" kelimleri olsaydı, daha mı iyi olurdu diye düşünüyordum. Masamda oturmuş, camdan bakıyor, kendimi sorguluyordum. (Ki kendimi sorgulamadığım bir günüm de geçmedi.) Derken odama kapıyı bile çalmadan, baskın yapar gibi Aziz Yıldırım girdi. Evet, aziz okuyucu, bildiğin Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı olan Aziz Yıldırım'dan bahsediyoruz. Gayrı ihtiyari önce bir sıçradım, sonra toparlandım ve en sonunda ayağa kalktım. "Buyurun başganım, hoşgeldi...
Sıradana, insana ve kelimeye selam duran sanal mecmua...