Ana içeriğe atla

Kayıtlar

bir harf

karınca kararınca yaşayanların türküsünü yazıyorum, yazmıştım bir zamanlar. ne yaparsa insan kendine yapıyor ve sonra başkalarını suçluyor. başka bir şey yazmıştım ne zamandı, zaten zaman neydi? kimler geldi ve kimler kesti kör bıçaklarıyla şu sokakları. kimse istemedi ve yapmadı, insan ne yaparsa kendi. kendini. ne. davul bile ve taş olsa çatlardı. herkes haklı. benim hakkımda hüküm verirken bile dengesiz bir dengede ve dengi dengine. dinginlik yok, yoksunluk çok. çünkü bir şey yok.

hava kararınca göğüme bir bulut ve göğsüme bıçaklar yağıyor, kimse beni tanımıyor. kedi olmayı dahi bıraktım, bir karınca olsam diyorum, kendi ağırlığımın kırk katını, yahut kırk satır mı? bir ayak altında ezilirdim, kimse tanımazdı. tanısanız ne farkeder, iyi bilirdik ve bu yüzden. tanırsınız beni, efendinizim ve bir harf ya eksik ya fazla ne farkeder? bende'nizim, iyi bilirsiniz ve bu yüzden. haklısınız. hepiniz. kimseyi suçlamıyorum.

bir karınca

doğrusunu isterseniz, doğrusunu ben de bilmiyorum. aslını bilmiyorum, belki de bir aslı yoktur. aslı astarı yoktur yani belki tüm bu dediklerimin. belki ben yokumdur, belki de siz. hepimiz yokuzdur yahut hiçbirimiz vardır belki.belki yahut kesinlikle. yine de çok emin değilim. bilmediğimden de emin değilim, biliyor da olabilirim. bilinemeyeceğini yani. bilinmezin bilinmezliğini bilmek de iş mi yani? lafı güzaf! fasarya! ama öyle, ne diyebilirim şimdi size. karıncalanıyorum. aklım, elim, ruhum, başım. aslında ne çok iyi biliyorum sonumu.

Zaman meselesi.

Arkadaş Zekai Özger hatırasına.
"Zaman meselesi diyorsun, doğru bulmuyorum diyorsun da, artık biraz geç değil mi? Bu saatten sonra bunları söyleyip, kafaları karıştırmanın ne anlamı var. Barikatı kurduk işte, dışarıda onlarca polis ve biz içerideyiz. Kendimizden başka rehinemiz yok ve direneceğiz! Başka yolu yok, başka birşey yok. Kazanmak için de direnmiyoruz, bizim yenilgimizle büyüyecek kavga, buna inanıyorum. Hayır, hayır. Kuru bir inanç değil, bunu biliyorum. Onun için buradayım, evet buradasın, hepimiz buradayız. O yüzden, dünde kalması gereken konuşmaları bugüne taşıma, kimsenin inancını da kırma. Barikatı güçlendirmeye devam. Haydi!"

Bağırmamıştı, sakin tok bir sesle ve hâkikatı söylediğinden gram şüphesi olmayan kararlı bir sesle söylemişti. İkna olmamıştım, yenilgimizin bir yenilgi olacağını düşünüyordum hâlâ, ama tartışmayı uzatmadım. Bir anlamı yoktu, haklıydı. İşgâl başlamıştı, barikat kurulmuştu, polisler gelmişti ve ben inanmasam da arkadaşlarımı satmamıştım. …

Başka bir şey.

dördüncü cemre düştü, tutamadım. kendimi tutmasam düşecektim, düşlerimi tutmasam ağlayacaktım, ağlasaydım eğer var olacaktım. bir yokluğun içindeyim, içimde bir yoksunluk, gözlerimin gördüğü yer bahar, baharın düştüğü yer güz. içimin karasını deliyor çiçekler. ellerimde büyüyor bahar, kokluyorum ellerimi, güz dağılıyor, dağlar eskiyor, geriye bir ses kalıyor. sesi duyuyorum korkuyorum, tanıyorum bu sesi- ince mavidir.

varım. var olduğumu duyuyorum, bir türküye uyuyorum. ses uyumuna dayanıyorum bir duvar gibi, neyi tutsam elimde kalıyor, aklım başımda durmuyor.

Kaldırım Mühendisi

Hiç bir neden yokken evden çıktım. Sanırım tek neden, evde kalmam içn bir nedenin olmamasıydı. Evden çıkalı nereden baksan bir kırk dakika oldu, evden kırk dakika uzaktayım. Hangi vasıtayı kullandığına göre kırk dakikada alabileceğin yol da değişiyor ya! Bir uçakla kırk dakika gitmiş olsaydım, yüzlerce kilometre öteye taşıyabilirdi beni, bir araba ise yaklaşık elli kilometre öteye. Ne var ki, atalarımızın "tabanvay" dedikleri, insanın aziz taşıtı üzerindeyim ve evden henüz pek de uzakta değilim. Henüz dediğime bakmayın, çok da uzaklaşmak niyetinde de değilim. Kaçmıyorum, koşmuyorum. Öylece yürüyorum.
İnsanın kendinden kaçamayacağını öğrendiğimden beridir kaçmıyorum. Öncesinde de kaçmaya cesaretim yoktu. Velhasılıkelâm hiç kaçmadım, gerisi laf kalabalığı. Hem neden kaçayım ki? Alacaklıdan, polisten, mafyadan, aklıma gelmeyen bir çok şeyden kaçılır, ama hiç biriyle derdim yok. Pek derdim yok açıkçası, size bir derdimi dert diye anlatsam dudak bükersiniz, "Allah başka dert v…

Bir rüya.

Geçen gecelerin birinde tuhaf bir rüya gördüm. Sanırım bir aydan sonra, bir merhabayla hayatıma dönmeye çalışan bir kadını reddettiğim geceydi. Bir otobüsteydim, inmem gereken durağa geldik, tam inecekken ceketimi oturduğum yerde bıraktığımı fark ettim. Dönüp alasıya otobüs kalkıyor ve durağı kaçırıyorum. Bir dahaki durakta ineyim diye kapıya geliyorum, yine tam durağa gelince fark ediyorum çantamı unutmuşum. Yine aynı şey, çantayı alasıya durak kaçıyor. Bu böyle ne kadar devam etti bilmiyorum.
Metaforları bilinç altımda açmayı ve yahut rüya tabirleri kitabına bakmayı düşünmedim. 
Biliyorum, o durak aslında hiç orada yoktu.

A New Way

1:

I used to write in Turkish all my life until today and -glad to god- I did it well. But Turkish is not enough today. It's not a linguistic problem, actually I can't describe it as a problem. If I could write in Turkish, it would be easy. We called it on Turkish as "ince mesele". I can translate it as "kind issue" or "precious issue" however, I understand that it will be harder than I thought.

Describe of those days is hard, but silence is harder than. I'm trying to do my best.

I felt aimless and  I've spent all days without a reason for few months before you. There was no need for more words, I'd written all that I would. I thought and I was wrong.

"Слава богу!"

I like you very much. I don't need any images or metaphors, words are useless to describe my days with you, because it's simple and also mighty as water. It's meaningful as is.

I wrote "my days with you", it is not wrong. You are far away from…