Ana içeriğe atla

Yayınlar

114

Yaralı evleri yıkıyorlar, çünkü ölüm çabucaktı. Bir su akışı kadar yalın, bir bataklık kadar derin ve hiç bir sorumlunun sorumsuzluğunda. Otuzu cuma da, bir pazartesi kadar kırmızıydı oysa. Yaralı evleri yıkıyorlar, çünkü çocuklar öldü. Çoklar öldü ve biraz azaldık. Hiçbir lekesi kalmasa da gölgesi duracaktır o binaların. Herkes susuyor, kimsesiz bir cinâyet kaldı ortada. Çünkü herkes biliyor, gözlerimiz iz dolu. Yazıyla yazması bile zor rakamlar kaldı arkada. Önümüz arkamız, düşümüz hayalimiz enkâz.

Kuşkusuz kuşlar.

Kuşlar yerde, kuşlar gözünde ve kuşlar aklımda. Zaten bir bahar bile olmamıştı bu sene, sonra sen ekimden bir nisan çıkardın ve şimdi güz de gelmiyor. Ancak kuşlar var, bir tek kuşlar var, kuşkusuz kuşlar var. Kuşlar yerde, aklım havada; herşey  yerli yerinde. Keşke bir de alıntı yapsaydım yine, tastamam olacaktı. Bir harfini bir iddiada yitirmiş şair de eksik kalsın bu defa. Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü?.. "Kuşları da alıp gelsen." Hayır, bunu ben yazıyorum kuşkusuz.

Keşkesiz kuşlar.

Güzele baktım, güzel gördüm ve güzelce yazdım. Gözde parlayan o ışığı görmek için şair olmaya gerek de yoktu. Şair de olamadım ben zaten, şu ömrümde güzelce şiir yaşadım. Kadının boynunda kuşlar vardı ve gözünde kuşlar uçuyordu. Keşkesi olmayan kelimeler geliyordu aklıma; ama bir de Cemal Süreya vardı, daima haklıydı. "İkinci bir parıltı var senin bakışlarında" diye yazmıştı. "Kuşların çok güzelmiş" diye ben yazmıştım, ben de haksız sayılmazdım. Kadının gözlerinde kuşlar vardı, şiir şaire karışıyordu ve dilim şiire kaçıyordu işte böyle zamanlarda. Şair olmak işten bile değildi, ama ben olmamayı sevdim.

Kuşlar.

Hayat bizi nereye götürecek? Bu hikâyenin en güzel yanı bu merak, yazdı adam gözlerinde gözlüğüyle. Hayır, her gözlüklü bir gözlüklü Hamdi değildi ve Cemal Süreya daima haklıydı. Karıncalar kadar kuşlar, camın önünde kuşlar, canımın içinde kuşlar. Gözünde kuşlar uçuyor. Hayat kısa, hayat meraklı bir hikâye. Güzel olan da bu, sonunu bildiğin bir hikâyenin bir sonraki cümlesini merak edebilmek. Böylece yaşıyoruz, önümüzde güzel bir takvim, sonsuz bir sona doğru süregelen bir hikâye.

05102020

Eylül sonu muydu ekim başı mı, yahut otuz ikisiydi eylülün, ben otuz üç yaşındaydım. Güz gelmiyordu. Bahar da gelmemişti bu sene, yaz hemen geçmiş miydi hiç geçmemiş miydi, bilmiyorum. Tuhaf bir zamandı. Hemen herşey yanlıştı, vaka sayıları bile. Bir hediye, bir çiçek açtı da taşı bile yardı, hiç unutmayacağım.

Dün.

 "karşımdaydı yine"- benim bebeğimdi  bir zamanlar yazı üzerinde ve daima "bölünmez bir anne" bir bisikletin peşinde. O güzel kadın karşımdaydı yine, gözlerinde gözlerim ve kelimeleri kelimelerim üzerinde. Gülümsüyordum, anlaşılmayan güllerin yorgunluğunun üzerinden bir yüz yıla benzer bir kaç ay geçmişti. Yanılmıştık, yenilmiştik yorulmuştuk ve sâire- yaşanmamış bir ilişkiden arda kalanlar işte. Karşımdaydı yine, çocuğunu söyledikçe açıyordu yüzü.

karıncalar kadar kuşlar

Yerdeler ve öyle çoklar- bir yokluğu çağırıyorlar aklıma, bir kedinin yokluğunu, bir cam arkasında. Camın önünde kuşlar, karıncalar kadar kuşlar, öyle çoklar- Bir anda hep beraberce havalanarak bir ağacın içinde kayboluyorlar, kuşlar.