Ana içeriğe atla

Yayınlar

Keşkesiz kuşlar.

Güzele baktım, güzel gördüm ve güzelce yazdım. Gözde parlayan o ışığı görmek için şair olmaya gerek de yoktu. Şair de olamadım ben zaten, şu ömrümde güzelce şiir yaşadım.Kadının boynunda kuşlar vardı ve gözünde kuşlar uçuyordu.Keşkesi olmayan kelimeler geliyordu aklıma; ama bir de Cemal Süreya vardı, daima haklıydı. "İkinci bir parıltı var senin bakışlarında" diye yazmıştı. "Kuşların çok güzelmiş" diye ben yazmıştım, ben de haksız sayılmazdım.Kadının gözlerinde kuşlar vardı, şiir şaire karışıyordu ve dilim şiire kaçıyordu işte böyle zamanlarda. Şair olmak işten bile değildi, ama ben olmamayı sevdim.

Kuşlar.

Hayat bizi nereye götürecek? Bu hikâyenin en güzel yanı bu merak, yazdı adam gözlerinde gözlüğüyle. Hayır, her gözlüklü bir gözlüklü Hamdi değildi ve Cemal Süreya daima haklıydı. Karıncalar kadar kuşlar, camın önünde kuşlar, canımın içinde kuşlar. Gözünde kuşlar uçuyor.Hayat kısa, hayat meraklı bir hikâye. Güzel olan da bu, sonunu bildiğin bir hikâyenin bir sonraki cümlesini merak edebilmek. Böylece yaşıyoruz, önümüzde güzel bir takvim, sonsuz bir sona doğru süregelen bir hikâye.

05102020

Eylül sonu muydu ekim başı mı, yahut otuz ikisiydi eylülün, ben otuz üç yaşındaydım. Güz gelmiyordu. Bahar da gelmemişti bu sene, yaz hemen geçmiş miydi hiç geçmemiş miydi, bilmiyorum. Tuhaf bir zamandı. Hemen herşey yanlıştı, vaka sayıları bile.Bir hediye, bir çiçek açtı da taşı bile yardı, hiç unutmayacağım.

Dün.

 "karşımdaydı yine"-
benim bebeğimdi bir zamanlar yazı üzerinde ve daima "bölünmez bir anne" bir bisikletin peşinde.
O güzel kadın karşımdaydı yine, gözlerinde gözlerim ve kelimeleri kelimelerim üzerinde. Gülümsüyordum, anlaşılmayan güllerin yorgunluğunun üzerinden bir yüz yıla benzer bir kaç ay geçmişti. Yanılmıştık, yenilmiştik yorulmuştuk ve sâire- yaşanmamış bir ilişkiden arda kalanlar işte.Karşımdaydı yine, çocuğunu söyledikçe açıyordu yüzü.

karıncalar kadar kuşlar

Yerdeler ve öyle çoklar- bir yokluğu çağırıyorlar aklıma, bir kedinin yokluğunu, bir cam arkasında. Camın önünde kuşlar, karıncalar kadar kuşlar, öyle çoklar-
Bir anda hep beraberce havalanarak bir ağacın içinde kayboluyorlar, kuşlar.

21052020

nevbahar nasıl da geçti, sessizce, su gibi öylece aktı elimden. kimsesiz bir bahardı, öncesinde yalan yanlış bir hikâyeye alelacele bir son yazmıştım. oysa acelesiz bir hikâye yazıyordum kendimce, yalansız bir sonu olsun diye. her neyse! nafile!
sonra sokakları kestiler intihar mıydı cinayet miydi kestiremedim-


Bilinmezin Kısa Bir Hikâyesi

- Gözümde bir şey var mı?
- Yok ağbi. Polis molis gelmesin.
- Gelmez oğlum, hem gelse ne olacak temizlik yapıyoruz, deriz.
- Yasak.
- Yasağını si! Tövbe estağfurullah. Sıkıldım oğlum, tüm gün vır vır vır.

Kardeşler Kıraathanesinin önce kepenkleri kaldırıldı ve ardından günlerdir açılmamış kapısı işte bu konuşma eşliğinde, ufak bir endişeyle açıldı. İçişleri bakanımızın veyahut kolluk kuvvetlerinin kulağına gitse gücüne de gidecek kallavi bir küfür savuracakken yarıda kesen korkusuz D.B. kapıyı açarken yine de sağı solu kolaçan etmekten kendini alıkoyamadı. Ne günlere kaldık diyordu, içinden, kendi kahvemizi kaçak açıyoruz. İçinde tuhaf bir his vardı, ama tam anlatamıyordu.

Tabelasında kıraathane yazan bu kahvede, kıraat nâmına sadece bulvar gazeteleri ve spor gazeteleri bulunurdu. Bulvar gazeteleri okumaktan çok bakmaya yarıyordu, yetmiş beşlik ihtiyarlar, "gözümde canlanır koskoca mâzi" şarkısı eşliğinde uçları yıldızlı fotoğraflara dalıp giderken; yirmisinde delikanlılar i…