Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hiçbir şey daha yok, her birşey yok. Bir yoksunluktan başka birşey yok. Bir de boşuna geçen geceler.
burada bir sokak var göğü yok ve sonsuza değin yüzegeliyor kendi yalnızlığına. bir adam var bu sokakta yürüyor bir başına. bir şey daha yok, hiçbir şey daha yok.

Başka bir şey.

dördüncü cemre düştü, tutamadım. kendimi tutmasam düşecektim, düşlerimi tutmasam ağlayacaktım, ağlasaydım eğer var olacaktım. bir yokluğun içindeyim, içimde bir yoksunluk, gözlerimin gördüğü yer bahar, baharın düştüğü yer güz. içimin karasını deliyor çiçekler. ellerimde büyüyor bahar, kokluyorum ellerimi, güz dağılıyor, dağlar eskiyor, geriye bir ses kalıyor. sesi duyuyorum korkuyorum, tanıyorum bu sesi- ince mavidir.

varım. var olduğumu duyuyorum, bir türküye uyuyorum. ses uyumuna dayanıyorum bir duvar gibi, neyi tutsam elimde kalıyor, aklım başımda durmuyor.

Kaldırım Mühendisi

Hiç bir neden yokken evden çıktım. Sanırım tek neden, evde kalmam içn bir nedenin olmamasıydı. Evden çıkalı nereden baksan bir kırk dakika oldu, evden kırk dakika uzaktayım. Hangi vasıtayı kullandığına göre kırk dakikada alabileceğin yol da değişiyor ya! Bir uçakla kırk dakika gitmiş olsaydım, yüzlerce kilometre öteye taşıyabilirdi beni, bir araba ise yaklaşık elli kilometre öteye. Ne var ki, atalarımızın "tabanvay" dedikleri, insanın aziz taşıtı üzerindeyim ve evden henüz pek de uzakta değilim. Henüz dediğime bakmayın, çok da uzaklaşmak niyetinde de değilim. Kaçmıyorum, koşmuyorum. Öylece yürüyorum.
İnsanın kendinden kaçamayacağını öğrendiğimden beridir kaçmıyorum. Öncesinde de kaçmaya cesaretim yoktu. Velhasılıkelâm hiç kaçmadım, gerisi laf kalabalığı. Hem neden kaçayım ki? Alacaklıdan, polisten, mafyadan, aklıma gelmeyen bir çok şeyden kaçılır, ama hiç biriyle derdim yok. Pek derdim yok açıkçası, size bir derdimi dert diye anlatsam dudak bükersiniz, "Allah başka dert v…

Bir rüya.

Geçen gecelerin birinde tuhaf bir rüya gördüm. Sanırım bir aydan sonra, bir merhabayla hayatıma dönmeye çalışan bir kadını reddettiğim geceydi. Bir otobüsteydim, inmem gereken durağa geldik, tam inecekken ceketimi oturduğum yerde bıraktığımı fark ettim. Dönüp alasıya otobüs kalkıyor ve durağı kaçırıyorum. Bir dahaki durakta ineyim diye kapıya geliyorum, yine tam durağa gelince fark ediyorum çantamı unutmuşum. Yine aynı şey, çantayı alasıya durak kaçıyor. Bu böyle ne kadar devam etti bilmiyorum.
Metaforları bilinç altımda açmayı ve yahut rüya tabirleri kitabına bakmayı düşünmedim. 
Biliyorum, o durak aslında hiç orada yoktu.
Merhabalar, yapabilirsem eğer, yazmaya yeniden uzun bir ara vermeyi istiyorum.

"Ben ile Kendim Volume 5"i (evet, volüm beş) yazmak niyetim vardı, belki onu yazarım.

Edebiyat, edebî kaygılar, acının estetize edilmesi, biçim verilerek okurlara sunulması, seni sevmeyen insanlar için yazmak ve yazarken de okunmamak bana anlamsız geliyor bu ara.

Selam.

Mukadderat.

"Zaman kelimeler gibi sekiyor bakışında senin"


Mayıs:

Burada kalmıştım. Sonrası mayıs güzü ve evet kafiyesi hüzün- "elde var hüzün"- başka da birşey yok İzmir yağmurlu.

"ışıkları tutamıyorum/ avuçlarımdan kayıyor/ karanlık en büyük korkum/ gece gittikçe çoğalıyor"

Avuçlarımdan kayıyor elimde kalan son sokak, makinaların gri çarkları ve demir yağları geriye kalıyor. Sıkıştıkça sessizleşiyorum bağırmak yerine, etim eziliyor susuyorum, kemiklerim çatırdıyor susuyorum, gri bulaşıyor yüzüme sonra yüzüm eskiyor. Yüzüm eskiyor aynada kendime baktığımda böyle zamanlarda, kendimden soğuyorum.

Sanıyorum okuyacaksın bunu ve seni bir daha görmeyeceğim. O sokağa girdiğimde bile yüreğimi duyuyordum oysa. Öyleyse, aklımda ne varsa yazmalı. Elimden gelse de hiç yazmasam. Seçebilseydim, yazmamayı bile değil, var olmamayı seçerdim. Ölümü bize bırakan Tanrı, varlığımızın da iradesini bıraksaydı bizde, dünyaya gelmeden bir fikrimiz olsaydı eğer bu yer hakkında; (herhalde pek …