Ana içeriğe atla

Kayıtlar

sıradan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Soru Sensin, Cevap Sensin, Hakiki Olan Sensin

Sıradan, mükemmeldir. Bir edebiyatçının değil, hiç yazmayan bir kimsenin ihtiyaç duyduğu ve yazdığı satırlar samimidir. samimi olan, doğal olan, mükemmel'dir. Gözyaşı bulanmış mürekkeptir, yeğ olan, ekmeğe bulanan mürekkepten. Bu satırları bana yazdıran yazı, hiç yazmayanın  gerçek sevgi'den yazdığı, bu yazıdan, bu yazı ise kirli şeyler üzerine yazdığım hırslı onca  yazıdan, yeğdir . Ben'im ekranda gördüklerine benzemeyen, mükemmel olmayan, eksikleri olan, eksikleri yüzünden sıkılan. Renkli ekranın yalanlarından uzak, ama yalansız olmayan. Sensin. Yalın olan, gerçek. Meta olmayan, insan olan, arasında reklamları olmayan bir hayat yaşayan. Ağlarken, doğru cümleleri kuramayacak ve sevdiğini görünce, dili dolanacak olan, biziz. Bu satırların yazılı olduğu tarafta değilim, değilsin, unutma, hayatın olduğu yandasın, Hayalî perdesinde olan suretlerdir.. Televizyon ekranında olan  ise, o mükemmel vücutlar, hep hileli. Şu sokaktaki adam ve sen'sin sıradan o...

Araf'tan Mektuplara Giriş

Dante değilim, ama araf'tan döndüm. Beklediğimden soğuktu, ama yeri gelince ter de döktüm. Terim soğuktu, buz, ama tenim yanıyordu cehenneme yaklaşırken. Diğerleri'nin yüzlerini hatırlamıyorum, korkmuşlar mıydı, korktukları neydi, hiçbir şey hatırlamıyorum. Araf ne renkti, bir rengi var mıydı? Uzunca bir süre yazamadım, düşünemedim. Şimdi düşünüyorum da onca hikaye gördüm. İsrafil'in sûr'a üflemesini bekleyen bilmediğimiz, sıradan deyip burun kıvırdığımız, buruk hikayeler. Tarih kitaplarına girmeyecek, ama insanlık'ın esas tarih'ini yapan... Orhan Veli'nin "Kitab-ı Seng-i Mezar"ında nasırlarıyla anlatılan adamı gördüm. Sözde "tarih" dediğimiz, bir ülkede bile on farklı anlatılan ve on'unun içinde bile gerçeği olmayan yeniçağ mitolojileri yerine, o Süleyman Efendi yüzünde hüzünle olabildiğince gerçekti. Dante değilim, ama araf'tan döndüm. Cebime baktığımda mektuplar vardı, isimsiz.

Fasikül 1: Sıradan bir gün, sıradan bir olağanüstü görev

Kulağımda amerikanca bağırıyorlar, bağrışıyorlar, yürüyorum. Birşey düşünmemeye çalışmak garip. Birini düşünmemek için, kendini oyalamaya çalışmak daha da... Zor. Kolay değil, kimse demesin. Ben biliyorum, çünkü ben bunu defalarca yapıyorum. Aynı suda iki defa yıkanılmaz'mış, ben bu bok'u kaç defadır yiyorum. Onun için sıradan bir süper kahraman'ım, zor görevim ise, dünyayı kurtarmak değil bugün. Kendimi. Ağaçtan bir kedi kurtarmaktan alelade, ama sanıyorum ki en zor şey. Sıradan, ama o kadar da olağanüstü bana göre. Sıradan'ın mükemmeliğine inanırım, sıradan olaylar ve sıradan insanlardır benim izlediklerim. Vakit bulabilir de yazarsam, sıradan insanların, alelade zamanlarda geçen durum öyküleridir benim öykülerim. Düşünmemeye çalışmak'tan daha zor ne olabilir, sıradan bir süper kahraman için. Yürüyorum. Bir bebek için, büyümenin ilk aşaması. En çok da düşünce büyüyecek. Ama ben nasır tutmuş dizlerimle artık düşünce büyüyemem, düş ile büyüyorum. Düşkırığına bile aş...