Ana içeriğe atla

Başka Bir Sokaktan

"Re için."

İşe gider kadar acele ve işe gider kadar. Bilirsin işte, belki de bilmezsin, ben de bilmiyorum, bilmezden dönüyorum sokağa solundan, ayakkaplar giyip parlak, saat kocaman, alel ve acele, ama en çok alel. Beklemek kadar yorucu senden başka birşeyi, ama seni ve senden kadar eylülü. Eylül güz olacak, ya da gözlerinsiz kapkarakıştan bir vakit. Güz kış olursa, kış ne olur düşün, ne olur ne olmaz sen yine de sev beni, olurolmaz kelimeler lekele ağaç kabuğuna, karınca kadar kararınca. Ağacın gövdesi kadar sev beni, gölgesinde kararsın gözümüz diye.

Ayıp birşeyler söylemek insanın hırsı, hırsı değilse hissi belki yanlış dedim, ama her insanın hissi böyle çıplakça ve açça, çocukça bir çaba, çaba ama. Ağaçın gölgesi, işte o kadar ayıp, işteş ve umutkâr.

Dizelere kırmayacağım, bir bütün olarak ancak, kahverengi kadar kendisi olabilir, seni sevmem gibi, ağaçın kabuğu gibi girintili ve hikâyeli. Kırmadan, ama bütün sokaklarında hem aymazlıkla hem karınca çabalamasında. Kendimin kaç katı büyüklüğünde kelimeler taşıyarak. Evet, kelimeler büyüktür, ancak kelimeler büyüktür, insanlar ölürler, boyunbağlar çürürler, ama kelimeler. İncil'in bir kitabı, önce kelime vardı, diye başlar. Sonra da kelime kalacaktır. Seni sevmemden başka birtek kelimeler. Bir de çok güzelsin, gözlerin çok güzel. Bir bütün olarak çok güzelsin. Dizelere kırmayacağım işte onun için, bugün yazdığım böyle güzel.

Diyebilirsin, buradan, burası neresi ise, müziğe, müziğe değilse, o notaya nasıl varacaksın. Bilirsin, belki de bilmezsin, her sokaktan daima sana varıyorum. Bir sana, bir senin için. Ne yazarsam, ne yaşarsam, ne solursam, ne fena havadan başka şey solumuyorum, oysa nefesini solumak istiyorum birtek. Sokağın solundan dönmeli şimdi, hangi sokaksa o öyle, belki kelimenin en güzel sokağı. Bak bunu bilmezsin, birkaç hafta önce, bir arkadaşla konuşuyorduk, ama her sözün sonu sana varıyordu, seni görmüştüm, ne dersek Re'ye varacak dedim, lahanadan bahsetsek bile, dedim öylesine, lahana dedi, lahanada ah var, ah deyince aklıma Re gelir, dedim, vardı birdenbire, kendikendine. Demek istediğim, işten değil buradan Re'ye varmak, bir sokak ötesi kadarsın, her sokakta. Her şarkı, her şarkıda her nota, usuma birtek notayı çağırıyor. Re. Nesirle yahut nazımla, her nasılsa, her ne kadar olursa işte o kadar: Seni seviyorum!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şemsiyeci üçlemesinin hikâyesi.

Havada, Paris'te ve İzmir'de üç şiir yazdım ve bunları yayınladım. Şiir yazdım demek de lafın gelişi, şiir karaladım; pek tabii ki, eksik şiirler bunlar. Olmamış, ham! Çünkü evvela, aceleyle yazdım ve öylece yayınladım. Neredeyse çalakalem. Böyle şiir mi olur? Olmaz olsun.  Kendimi zaten, " yarım kalan öykülerin yazarı,  olmamış şiirlerin şairi  ve makina imalatçısı " olarak tanımlıyorum. Yazdığım ve yaşadığım bir çok öykü yarım kaldı hayatımda, şiirlerim daima olmamış ve olmasını da pek umursamıyorum açıkçası ve en nihayetinde makine imalatçısı bir sanayiciyim. Bu yüzden şemsiyeci şiirleri diyorum bunlara. Hikâye meşhur; bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Shakespeare’e gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: “Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.” Ben de bu defa bir sanayici olarak şiir yazmaya giriştim ve o hevesli şemsiyeciden çok da farklı görmüyorum kendimi. Hem Aziz Nesin'in dehşetli isabetin...

Burada

“ eski bir şarkı belki bir şiir ” İzmir’in ayazında evvelki yazgılardan ismimi sildim seni tanıdım ama hatırlayamadım senlerin içinde seni ayıramadım İzmir’de ısıtmaz güneş yanımda azalırken bir çınarın gölgesi karşımda cumartesinin eksiği karagöz oyunlarının gölgesi çelebinin rüyası hezârfenin düşüşü hacıvatın kibirli sessizliği birinci yalnızlığımdan arda kalan yeni veliahtların masaya düşen gölgesi şairlerin eski ahitleri cümle hataların güncesi benim yarınım benim dünüm yanaklarım bileytaşı temel temelsiz direklararası böyle yıkılmaz (yalnız bu şarkı kırmızıdır çabuk çarpar şimdiden şehla bakıyor gözlerin) İzmir şehrim işim resim yazmaktır Sen miydin belkahveden bir yazıyla indiğim senin yüzünden seninle gözlerin sizli tafsilatını bilmiyorum tanrım bilir taksiratımı ve sakallarımı ben hatıralara inanmıyorum barikatlara ve dağlara da amentüsü inkar olan o kadın sen miydin belma sebil miydi eski birşey maalesef aklımda hergün hakikat şarkısının eksik notası (Dün bir gün seni de gördü...

Orada

“ ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese ” 1 Voltaire dönerken yedinci uykusuna sirenler uyanıyor şehir karışıyor şehvete şu caddeden bu sokağa giriyor Pia yüzünde muğlak bir gülümseme ilişmeyin Voltaire uyuyor arkamda sağımda derince bir sürgün uykusu Pia kimin yanında yatıyor yalnızlığında eksik bir uyku kapımda doğrusu 2 Voltaire uyuyor günlerden Aziz Valentine seni gitmeden mutlaka görmeliyim sana demeliyim ki bir yolculukta hatıra değil midir zaten insan insana 3 Voltaire sessiz yerküre sakin bir taş yuvarlanınca Luxembourg bahçesinden Saint-Germain bulvarı yırtıldı ortasından bir kedinin acelesiyle aniden 4 Sivastopol bulvarında var bir eczane Voltaire dediğin de uyanmaz böylece aman da cânım Kaptan izin ver bize ve aklımda son bir dize