Ana içeriğe atla

Bilinçoyunu

Rüyamda gördüklerim, gerçekte beni tanımayınca şaşırıyorum. Dün de böyle birşey oldu. İki üç defa gördüğüm bir genç kızı dün rüyamda gördüm. Rüyamda ona kur yapıyordum ve biraz nazlanıp kabul edeceğini anlamıştım. Sonra nasıl ve neden bilmem, sözde dedesini gördüm. Bir salonda oturuyordu, artık fotoğrafını falan mı gösteriyordu kız, hatırlamıyorum. Dedesi, doğulu şıh gibi bir adamdı. Şaşırıyordum, kimseye önyargılı yaklaşmamak gerektiğini düşünüyordum. Çünkü o genç kızın dedesinin şıh olacağını hiç düşünmezsiniz, tuhaf olan zihnim nereden böyle bir senaryo uydurdu, anlam veremiyorum.

İnsan, bazı rüyalarına neden bulabilir, ama neredeyse tanımadığım bir güzel genç kızın dedesini şıh olarak görmeyi hangi bilinç veya bilinçaltı oyununa bağlayacağımı hiç bilemiyorum.

İşte dün, o genç kız yanımdan geçerken, tanıdık birine bakar gibi baktım ve bana selam vermemesine bir an çok şaşırdım. Sonra, onunla tanışıklığımızın rüyaya ait olduğunu hatırladım.

Rüyamda bir politikacıyı görünce de benzer hislere kapıldım. Özellikle ilk zamanlar, televizyonda o politikacıyı görünce tanıdık birini görmüş gibi oluyordum. Çünkü rüyamda bir panel sonrası eve davet etmiştim, baya uzun sohbet etmiştik.

Rüyalar, bilincin en oyuncu hâli. İnsan, rüya görmeseydi, özellikle sanatta oldukça kısır kalırdı sanırım. Belki de hiç sanat olmazdı, bilemem.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şemsiyeci üçlemesinin hikâyesi.

Havada, Paris'te ve İzmir'de üç şiir yazdım ve bunları yayınladım. Şiir yazdım demek de lafın gelişi, şiir karaladım; pek tabii ki, eksik şiirler bunlar. Olmamış, ham! Çünkü evvela, aceleyle yazdım ve öylece yayınladım. Neredeyse çalakalem. Böyle şiir mi olur? Olmaz olsun.  Kendimi zaten, " yarım kalan öykülerin yazarı,  olmamış şiirlerin şairi  ve makina imalatçısı " olarak tanımlıyorum. Yazdığım ve yaşadığım bir çok öykü yarım kaldı hayatımda, şiirlerim daima olmamış ve olmasını da pek umursamıyorum açıkçası ve en nihayetinde makine imalatçısı bir sanayiciyim. Bu yüzden şemsiyeci şiirleri diyorum bunlara. Hikâye meşhur; bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Shakespeare’e gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: “Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.” Ben de bu defa bir sanayici olarak şiir yazmaya giriştim ve o hevesli şemsiyeciden çok da farklı görmüyorum kendimi. Hem Aziz Nesin'in dehşetli isabetin...

Burada

“ eski bir şarkı belki bir şiir ” İzmir’in ayazında evvelki yazgılardan ismimi sildim seni tanıdım ama hatırlayamadım senlerin içinde seni ayıramadım İzmir’de ısıtmaz güneş yanımda azalırken bir çınarın gölgesi karşımda cumartesinin eksiği karagöz oyunlarının gölgesi çelebinin rüyası hezârfenin düşüşü hacıvatın kibirli sessizliği birinci yalnızlığımdan arda kalan yeni veliahtların masaya düşen gölgesi şairlerin eski ahitleri cümle hataların güncesi benim yarınım benim dünüm yanaklarım bileytaşı temel temelsiz direklararası böyle yıkılmaz (yalnız bu şarkı kırmızıdır çabuk çarpar şimdiden şehla bakıyor gözlerin) İzmir şehrim işim resim yazmaktır Sen miydin belkahveden bir yazıyla indiğim senin yüzünden seninle gözlerin sizli tafsilatını bilmiyorum tanrım bilir taksiratımı ve sakallarımı ben hatıralara inanmıyorum barikatlara ve dağlara da amentüsü inkar olan o kadın sen miydin belma sebil miydi eski birşey maalesef aklımda hergün hakikat şarkısının eksik notası (Dün bir gün seni de gördü...

Orada

“ ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese ” 1 Voltaire dönerken yedinci uykusuna sirenler uyanıyor şehir karışıyor şehvete şu caddeden bu sokağa giriyor Pia yüzünde muğlak bir gülümseme ilişmeyin Voltaire uyuyor arkamda sağımda derince bir sürgün uykusu Pia kimin yanında yatıyor yalnızlığında eksik bir uyku kapımda doğrusu 2 Voltaire uyuyor günlerden Aziz Valentine seni gitmeden mutlaka görmeliyim sana demeliyim ki bir yolculukta hatıra değil midir zaten insan insana 3 Voltaire sessiz yerküre sakin bir taş yuvarlanınca Luxembourg bahçesinden Saint-Germain bulvarı yırtıldı ortasından bir kedinin acelesiyle aniden 4 Sivastopol bulvarında var bir eczane Voltaire dediğin de uyanmaz böylece aman da cânım Kaptan izin ver bize ve aklımda son bir dize