Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Düşlediğim Kelimeler Bütünü

Bugün yürüdüm. Bugün film izledim. Bugün vapur parıltılardan bir denizi yararken, insanları izledim. Bugün yazmaya bir küçük defter aldım. Bir küçük kelime yazdım ancak; "nikbinlik". Nazım'ın şiiri düştü aklıma, sinemada zaten Nazım'ın düşünü izledim. Hepimiz bir yurt hayalindeyiz. Daha güzel bir yurt hayalindeyiz. Bunun için yaşıyoruz. Benim düşüm biraz farklı, benim düşlediğim evim biraz küçükçe.   Benim nedeni'm güzel. Yine temmuz başında yazdığım savunma'dan kendimden alıntılıyorum: "yurdumu gördüm gözlerinde, özgürce ve kendimce kelimeler, suç değil ya, eski ve olmamış tüm şiirlerimin devamını, yeniyi, hep olanı, hiç olmamışı, herşeyi." Suç olup olmaması umrum değil ya, meydan'dayım, tüm fazla kelimelerden azade bir sevmek'le, bir perşembe gözlerini görmek heyecanı kadar, bir şiir yazmak gibi, kelime işçisi olduğum yurdun sahibi de olmak için.  Benim düşlediğim evim, yurdum, evrenim, bir çift göz. Benim sokağımın ışığı sigara...

Eski ve Olmamış Şiir'ime İki Örnek

İkibinaltı temmuz sonrası (olmamış) şiiri'mden bahsettim. İki örneğini paylaşmak istiyorum. Kısaca da eleştrilerimi yazacağım. "an'sızım" şiirini ufacık ajanda yapraklarına yazmıştım, hâlâ aklımda. Ondan belki de şiir, yerine uyum sağlıyor kısa dizelerle. an’sızım an’sızım bir ajandada tarihten bir yaprağım yaprak uçtu ak düştü kar yağdı uzaklarıma an’sızım vurdum başa bir türkü tüttürdüm duman’sızım tütün bilmem o da bilmez beni adımsız sanım’sızım tat’sızım hiçbirşey yok sana dair sanrı sancı harici sızlar uzakta bebek yarası ellerin yoksa tutar’sızım ellerinden tutar’sızım yüzünden oldum böyle umuda dair ve maviliğe geceden güne inanç’sızım gözünden kaçtı böyle önce ayrıldı dudak sonra kollarım ayar'sızım   sağım soluma çarpar iki ayak ayrılmaz birbirinden günah’sızım akla malik günler geçti eskiden sızım sızlıyor ve ortakulak oyunu şimdi zaman’sızım sağ’sızım bağ’sızım dağ’sızım ki küçük dağları yarattı sanki ellerin den den sözünden sözs...

Sosyal Sorunluluk!

"Sosyal sorumluluk projeleri"ne inanamadım bir türlü, yaldızlı bir süs gibi geldi, kazımaya gerek yok dokunsan dökülecek, arkasından kirli yüzüyle aşırı kâr, sömürünün devamı çıkacak bir süs.Sosyal sorunluluk, doymaz arsızların sözde bağışladıkları, bağışladıklarından çok bağırdıkları sözde kampanyaları.

Alternatif'te Tek Tipleşmeye Dair Bir Alıntı

Adresini aşağıda vereceğim, altenatif'leşmede tek tip'leşmeyi mükemmel anlatan bir yazı'dan bir parça. Alınıtıdır, çalıntıdır, ama tırnak içine alınarak. "Şimdi arkadaş, geçen bir dost bizi tuttu “underground” ortamlarında konser var dedi götürdü. (Çok havalı yerler lan kesin gidin, çok iş çıkıyor). Halihazırda farkındaydık ülkemizde ne yazık ki tek tip bir aykırılık kavramı olduğunun. Ancak durumun bu kadar vahim olduğunun farkında değildik. Bir topluluk bu kadar mı tek tip olur? Yıllarca tikisine, jiksine, conconuna tek tip diye söven bizlerin kafa yapımıza yakın olduğuna inandığımız insanların durumu daha da vahimdi! Tak bir kemik gözlük, giy bir dapdar kotpantolon, sırf üstünde ne olduğunu önemsemiyormuş gibi davranmak için gidip özenle satın aldığın ağzı yüzü kayık bi tişört geçir kafandan tamam. Ha bir de ayağa converseve türevleri, üste de ormancı stili kareli gömlek. Eline de bira bardağı al ak. içki içmeyen aykırı mı olur! La bi de salak gibi mont falan giy...

Şiir Olamayan Yazının ve Şair Olamayan'ın Yazgısı

bu ara, şiiröncesi sancısı çekiyorum, sanki bir kelime bulunca nesir'im ile beraber şiir'e geçecekmişim gibi geliyor. nesir demek de doğru değil yazdığım yazılara, nesir ile şiir arasında çok belirgin bir çizgi varmış, şiirin kuralları varmış gibi oluyor. ölçüyle uyakla şiir yazacak değilim elbet, şiir yazacaksam, o da benim gibi dengesiz olacaktır. temmuz ikibinaltı sonrası bir süre yazmaya çalıştığım şiir de böyleydi, ama eksikti. nesinin eksik olduğunu bilmesem bile,  eksik olduğunu biliyordum. "öyküyle yarım kalmış meselem" vardı, kesin bir bırakışla bıraktım. birdenbire kör oldum şiir yazmaya. temmuz ikibinon'da yazdığım üç şiire kadar. o üç şiir, koparılmış çiçeklerdi sadece. birine verilmek üzere öldürülmüş kelimeler. ne zamandır üzerimde bu ağırlık var, nesirim şiir'e kaçtıkça, aklım da şiir'e kayıyor. belki de nesirim şiir çığlığı atmalı, çiğ şiir olmasından yeğdir. "düşyazı"dır belki, olup olacağı, varacağı son nokta budur. fena mı? bil...

Bedava Bir Politika Yazısı

Facebook'taki Notlar'ıma yazdığım bu yazıyı buraya da taşımaya karar verdim. Blog'dan önce başlayıp hâlen devam ettiğim, Facebook'a özel yazılara, bundan sonra da zaman zaman devam edeceğim. bu seçim döneminde politize olmamaya çalışacağım, sabredebildiğim yere kadar yorum yapmayacağım. kimseyi kırmak istemiyorum, politika benim için değişebilen doğrulardır, mutlak olanlar sadece Allah'ın emirleridir. tabii ki temel de bir doğru'm var, profilimde de görebilirsiniz, "başka!" yazar. başkalaşmak, yabancılaşmak olan hayat duruşumu devam ettiririm, ama kendi görüşümde olmayanları hayvan sıfatlarıyla çağırmam. referandumda evet dedim, 12 eylül rövanş'ı arzusuyla ve "elitlerin üstünlüğü"nden yılgınlıkla. aydındoğanmedyası'na inat. pişman mıyım, ilk gece selam yolladığı okyanus ötesi, düşümü kırdı, yargılanmadan ölmeye devam ediyorlar, yargılanma da aylardır bekliyor, bu da istediğim şey değil. ama ben inandığım şeyler uğruna oy verdim, ...

Yazmak ve Silgi

Kasım İkibindokuz'da bir defter arkasına bir not almışım, belki de yarım kalmış. Başlık olarak "yazmak ve silgi" yazıyor tepede biryerde, not da aşağıdadır. Yazmak üzerine düşünülürken, yazılırken ve söylenirken, "yazmak serüveni"nin bir parçası olan silgi'den çok bahsedilmez. Oysa bir şiir bittiğinde, arkasında silinmiş onca kelime bırakır. Arayış yollarında geçerliliğini, gücünü yitirmiş, gerekiz kalmış yahut yerine daha iyisi bulunmuş kelimeler.